Tüp Mide

  • Obezite Cerrahisi Yöntemleri Nelerdir?

    OBEZİTE CERRAHİSİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    EN ÇOK HANGİ AMELİYAT YÖNTEMİ YAPILIYOR?

    Morbit obezitenin cerrahi tedavisi obezite  cerrahisi ya da bariatrik cerrahi olarak adlandırılır. Bu cerrahi tedavi yöntemleri  ile  uzun süreli kalıcı kilo kaybı sağlanmakta, fazla kiloların ortaya çıkardığı olumsuz etkiler azalarak birçok yandaş hastalık önlenmekte ve yaşam kalitesi artmaktadır.  

    Obezite (Mide Küçültme) Ameliyatları Nasıl Bir Etki Yaratır?

    1. Mide hacminin küçültülmesi ile mekanik bir kısıtlanma ve mide hareketlerinin azaltılması ile yemek yeme miktarı kısıtlanmaktadır. Bu etki tüm yöntemlerde ortak olarak yararlanılan bir etkidir.
    2. Bazı cerrahi yöntemler ile mide hacminin küçültülmesinin yanı sıra bağırsaklardan besin emiliminin olduğu alanların azaltılmasıyla zayıflama üzerindeki etkisi hem emilim, hem de sınırlı besin alımı üzerinden sağlanmaktadır.
    3. Ghrelin olarak bilinen hormonu üreten mide dokusu çıkarıldığından hormonsal bir değişiklik meydana gelmekte, iştah azalması ve az miktar ile doyabilme etkisi zayıflamayı sağlamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Bir Süreçtir?

    Obezite cerrahisi laparoskopik tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Halk arasında kapalı, kansız ya da bıçaksız ameliyat olarak da bilinir. Monitörlere bağlanan özel kamera cihazları yardımıyla cerrah, hastanın karnında büyük bir yara açmadan karın içini gözleyebilme ve cerrahi işlemi daha çabuk ve kolay yapabilmektedir. Bu yöntemle ameliyat olan hastalar geleneksel-açık cerrahi ile ameliyat olanlara göre daha az sağlık problemleri yaşarlar, hastanede kalış süresi daha azdır (3gün)  ve iyileşme süreci daha hızlı olduğundan 1-3 haftada işlerine dönerler.

    En Sık Uygulanan Cerrahi Yöntemler Nelerdir?

    Obezite tedavisi için yapılan ameliyatlarda en sık uygulanan yöntemler; Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide), Mini-Gastric Bypass (MGB) ve Roux en Y Gastric Bypass (RYGB) yöntemleridir.

    Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide)

    Sleeve Gastrektomi aynı zamanda "Uzunlamasına Gastrektomi" veya "Tüp Mide" olarak da adlandırılır. Midenin büyük kenarı kesilip çıkarılarak 60 ile 120 ml arasındaki hacme sahip bir tüp şeklinde mide oluşturulur. Tüp mide ameliyatında ghrelin üretilen midenin fundus bölgesi çıkarıldığından iştahta azalmış olur ve kilo kaybı meydana gelir. Bu ameliyattan sonra hastaların fazla kilolarının %54 ile %81'ini yaklaşık 12 ay içinde kaybettikleri, aynı zamanda şişmanlığa bağlı diğer hastalıklarda düzelme görüldüğü tespit edilmiştir.

    Mini-Gastric Bypass (MGB)

    Mini-Gastric Bypass (MGB) ameliyatı etki mekanizması aynı olan Roux en Y Gastric Bypass (RYGB) ameliyatı ile çok sık karşılaştırılmaktadır. MGB nin en önemli avantajı, teknik olarak daha kolay uygulanabilir olması ve ameliyat süresinin daha kısa olması şeklinde yorumlanmaktadır.

    Oluşturulan yeni tüp mide ile fazla gıda alımı engellenerek yemek yeme miktarı azaltılır. Yeni tüp mide ile ince barsak arasında yapılan bağlantı sayesinde alınan gıdalar büyük mide ve duedonuma uğramadan direkt olarak ileri seviyeden ince bağırsağa geçiş gösterir, böylelikle alınan gıdaların emilimleri engellenir.

    Roux en Y Gastric Bypass (RYGB)

    Bu yöntem ile mide hacmi yaklaşık 25-30 cc' ye kadar küçültülerek gıda alımı azaltılmaktadır Yenilen gıdaların (özellikle yüksek kalorili şekerli besinler) midenin büyük bölümü, duedonum (12 parmak bağırsağı) ve ince bağırsağın (jejunum) başlangıç kısmı devre dışı (bypass) bırakıldığından emilimleri engellenmektedir.  Yemek yenilmesini takiben, besinler yemek borusundan küçük mideye gelirler ve daha sonra direkt olarak ince bağırsağa geçerler (büyük mide, duedonum ve jejenumun ilk kısımına uğramazlar). Böylelikle gıdaların tamamı sindirim sisteminin emilimden sorumlu olan bu bölgelerine uğramadığından emilemeden direkt olarak ince bağırsağa geçiş yapmış olur. Diğer taraftan devre dışı bırakılan bölgelerden gelen sekresyonlar (mide sıvısı, karaciğer safrası, pankreas sıvısı ve duedonum enzimleri) ince bağırsak ile bağlantı yapılan yerden besinlere karışarak ortak yola geçiş yapmış olurlar.

  • Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) Ameliyatı

    Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) Ameliyatı

    Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatı tüm dünyada şişmanlığın cerrahi tedavisinde obezite ameliyatları ya da diğer adıyla bariatrik cerrahi girişimlerinde primer olarak tercih edilen yöntemlerdendir.

    Ameliyatın laparoskopik (Bilinen şekliyle kapalı ya da bıçaksız) olarak yapılması, geleneksel açık cerrahiye oranla anestezi sürecini kısaltmakla birlikte; hastanın daha az ağrılı, daha konforlu bir süreç geçirmesini ve daha hızlı iyileşmesini sağlamaktadır.

     

    Tüp Mide Ameliyatında Uygulanan Cerrahi İşlem Nedir?

    Sleeve Gastrektomi; mide hacmini küçültme esaslı bir ameliyattır. Kısıtlayıcı bir metot olarak da ifade edilebilir. Hastaya anestezi altında, karın bölgesinde kesi yapılmadan ufak deliklerden girilerek laparoskopik olarak yapılan bir ameliyattır. 

     

     

    Tüp Mide Ameliyatı

    Midenin 2/3’ lük kısmı çıkartılarak mide hacmi azaltılmaktadır. Geriye kalan mide hacmi 100-150 ml kadar (1 çay bardağı) olup, kabaca şekli tüp biçimindedir. Midede darlık oluşmaması veya fazla mide duvarının bırakılmaması için mide nazogastrik tüp yardımıyla kalibre edilir.

     

    Tüp Mide Ameliyatı İle Kilo Kaybı

    Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ya da mide küçültme ameliyatı sonrasında 2 temel faktör kilo kaybını sağlamaktadır.

    1.Faktör - Hacim Küçülmesi: Midenin 2/3’lük kısmının çıkartılmasıyla geriye kalan hacmin küçülmesi, kısıtlanması; gıda alımını azaltmaktadır. Ayrıca azalan mide hacmi sayesinde az gıdayla doygunluk hissi artar.

    2. Faktör – Hormonal Etki:Açlık hissini uyaran Ghrelin hormonunun salgılandığı alan olan mide dokusunun çıkarılmasıyla iştah azalması sağlanır. Ghrelin; iştahı arttırdığı, gıda alımını arttırdığı ve yağ depolanmasını teşvik etmesi sebebiyle “Açlık Hormonu” olarak isimlendirilmiştir. Ghrelin obez kişilerde daha yüksek seviyelerde bulunur. Obezite cerrahisi geçiren kişilerin ghrelin seviyesi, normal diyet ve egzersiz gibi yollarla kilo vermeye çalışan kişilere oranla çok daha düşüktür. 

     

    Tüp Mide Ameliyatından Beklediğimiz Sonuç

    Tüp mide ameliyatı, mideyi küçülterek kilo verilmesini hedefleyen bir ameliyattır. Obezite cerrahisi yöntemlerinin tümünü değerlendirmek gerekirse ortalama olarak fazla kilonun %50-75’ inin kaybı başarılı ve olası bir hedeftir. Bu hedefe 1 yılın sonunda yaklaşılır. Ancak kilo verme hızı ve devam süreci; genellikle hastanın yaşı, cinsiyeti, yandaş hastalıkları, beslenme alışkanlıkları ile çok ilgilidir. Ameliyat sonrası süreci yönetebilmek ve yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirebilmek sizi başarıya ulaştıracaktır. 

     

    Tüp Mide Ameliyatının Avantaj ve Dezavantajları

    • Ameliyatın yöntem olarak en büyük avantajı; gıdaların sindirimde izlediği yol itibariyle bağırsaklarda bir müdahale yapılmadığından emilimlerinde bir değişiklik olmamasıdır. Mide-bağırsak doğal yolu korunduğundan, bağırsaklarda emilim bozukluklarına ilişkin ciddi bir problem yaşanmaz. Ancak mide hacminin kısıtlanması ile bazı vitaminlerin emiliminde rol oynayan faktörler nedeniyle özellikle B12 vitamini ve Demir (Fe) takviyesi için takipte olunmalıdır. 
    • Açlık hormonu Ghrelin seviyesinin düşmesi ile birlikte; özellikle ameliyat öncesinde aşırı porsiyonlarda yemek yiyen kişilerde yeme-içme miktarında ciddi azalma sağlar.
    • Vitamin ve mineral eksiklikleri diğer yömtemlere oranla çok daha az ortaya çıkar.
    • Dumping Sendromu (Hızlı gastrik boşalma) engellenmiş olur. Besinler mideyi daha geç terk ettiği için daha uzun süre tokluk hissi yaşanır.
    • Komplikasyon ve hayat konforunu bozan yan etkileri çok düşük bir yöntemdir.
    • Uzun dönemde başarısız hastalarda 2.bir girişime (revizyon) geçiş yapılmasını mümkün kılar.
    • Hacim küçültme amacıyla yapılan cerrahi işlemde, midenin büyük kısmı çıkartıldığından geri dönüşümü olmayan bir ameliyattır.
    • Ameliyat başta hekim olmak üzere tecrübeli, deneyimli bir ekip tarafından yapılması gereken ciddi bir süreçtir
    • Uzun dönemde, özellikle gastrik bypass ameliyatına göre kilo vermede başarısızlık ya da kilo alma ihtimali olabilen ameliyattır. Özellikle ameliyat sonrası kalorisi yüksek ve rahatça tüketilebilen çikolata, dondurma, alkol vb. gıdaların tüketimiyle kilo verme durabilir.
    • Ameliyat sonrası önerilen kurallara uyulmaması, özellikle katı-sıvı ayrımına (30 dakika kuralı) dikkat edilmediğinde uzun dönemde mide büyüyebilir, genişleyebilir.

     

    Tüp Mide Ameliyatı Güvenli mi? Riski Var mı?

    Her ameliyatın bir komplikasyon oranı vardır. Ancak laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlar düşük-orta risk grubunda sayılabilir. Tüp mide ameliyatında; dünya serilerinin verilerine bakıldığında komplikasyon görülme oranı %1 civarındadır yani oldukça düşüktür.

    Temelde sayılabilecek 2 risk vardır. Kanama ve kaçaklar. Ancak zamanında tanı konursa, tedavi edilebilir bir süreçtir. Oranı çok düşük olsa da sayılabilecek diğer komplikasyonlar emboli, solunum problemleri ve organ yaralanmalarıdır. 

     

    Tüp mide  Ameliyatından Sonra Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

    Hastalar ameliyat sonrası erken ve geç dönem takiplerine kesinlikle devam etmedirler. Erken dönem takibin amacı; geçirilen cerrahi operasyondan sonra bedenin kendini onarması ve sorunsuz bir şekilde iyileşmesini sağlamaktır. Geç dönem takibi ise; hastanın yaşam alışkanlıklarını değiştirip fazla kiloların sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde verilmesini sağlamak ve kilo problemini radikal bir şekilde ortadan kaldırmaktır. 

     

    Tüp Mide Ameliyatı Fiyatı

    Morbid obezite ve beraberinde getirdiği sağlık sorunları ile mücadele eden ve tedavi için ameliyat düşünerek kliniğimize başvuran hastalarımızın merak ettiği soruların başında ameliyat fiyatları gelmektedir.     

    Obezite cerrahisinde sıklıkla uygulanan yöntemlerin başında halk arasında tüp mide olarak bilinen Sleeve Gastrektomi yöntemi gelmekle birlikte bu ameliyatın fiyatı birçok faktöre göre değişmektedir. Bu faktörler; doktor ücreti, ekip ücreti, malzeme ücreti, hastane ücreti, yoğun bakım ücreti, refakatçi kalış ücreti, ekstra ücretler, ameliyat sonrası hasta takibi olarak sayılabilir.

    Ameliyatı yapacak olan doktorun ünvanı, meslekteki tecrübesi ve özellikle de spesifik bir uzmanlık gerektiren obezite cerrahisindeki tecrübesi ameliyat ücretlerini etkileyen en önemli faktörlerden birisi olacaktır. Doktorunuzun geçmişte ölümlü vakasının olmaması, oluşabilecek bütün komplikasyonlara müdahale edebilmesi ve hastalarını kurtarabilmesi doktorun tercih edilebilirliğini artıracaktır. Ayrıca, ameliyatınıza özel olarak gelen her bir ekip üyesinin ayrı bir ücrete tabi olduğunu unutmamak gerekir.

    Ameliyatınızda kullanılan malzemenin markası, kalitesi, muadilinin olup olmaması, malzemenin yerli veya ithal olması, eğer malzeme ithal ise o anki döviz kuru, malzemenin resteril olup olmaması malzeme ücretlerini direk etkileyen ve ameliyat fiyatını değiştiren faktörlerdendir.

    Hastanenin devlet hastanesi, üniversite hastanesi ya da özel hastane olması, hastanenin özellikleri ve hastanenin fiyat politikası da  ameliyat ücretini etkileyen faktörler arasındadır.

    Her hastanenin kendi belirlediği refakatçi kalış ve refakatçi yemek ücreti farklıdır. Refakatçinin masrafları, kaldığı gün ve hastanenin belirlediği günlük ödemeye göre değişmektedir.

    Ameliyat sonrası takip gerektiren bu gibi ameliyatlarda, belirli süre ile yapılan doktor, diyetisyen ve psikiyatri takip kontrolleri de ameliyat ücretini etkileyen faktörlerden birisidir.

    Tüp mide ameliyatı olmayı düşünen hastaların ameliyat fiyatlarını kıyaslarken tüm bu faktörleri öğrenmeleri ve bu kapsamda değerlendirme yapmaları daha sağlıklı olacaktır.

     


    Tüp Mide Ameliyat Videosu • Prof. Dr. Oktay BANLI


     

    Tüp Mide Ameliyatlarından Sonra Beslenme

    Tüp mide ameliyatları mide hacmini daraltmak için midenin 3/2’nin çıkartılmasıdır. Geriye kalan mide hacminiz 90-100 ml ( 1 çay bardağı ) kadar olup yeniden oluşturulan mideniz kabaca tüp şeklindedir. Bundan dolayı bu ameliyat tüp mide adını almıştır.

    Bu ameliyat esas olarak mide hacminizi azaltmak dolayısı ile küçük porsiyonlarla doyma hissinin oluşmasını sağlamaktadır. Ayrıca midenin çıkartılan kısmından salgılanan ghrelin hormonunun aktivasyonu da durdurduğu için iştah kontrolü üzerinden etkin bir ameliyattır.

    Tüp mide ameliyatı sonrası başarının, size önerilen beslenme planına ne kadar uyup uymadığınız konusunda doğrudan ilişkisi vardır. Sizin yemek yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz başarılı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi sağlamakla birlikte vücudunuzun kendisini onarmasını ve sorunsuz iyileşmenizi sağlayacaktır.

    Ameliyat sonrası yaklaşık altı hafta boyunca uygulanacak olan özel beslenme planı, kişinin sindirim aktivasyonuna, toleransına, mide ve bağırsak sisteminin fonksiyonlarının normale dönene kadar geçen süreyi kapsamaktadır. Bu süreçte diyetisyen kontrolünde olmanız ve sürekli iletişim halinde bulunmanız süreci daha zahmetsiz tamamlamanızı sağlayacaktır.

    Tüp mide ameliyatlarında beslenme planı sırasıyla sıvı, püre, yumuşak katı ve optimal beslenme ile tamamlanmaktadır.

     

    Tüp Mide Ameliyatının Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

     

    Tüp Mide Ameliyatının Riskleri Var Mıdır?

     

    Tüp Mide Ameliyatından Sonra Kilo Verme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

     

    Tüp Mide Ameliyatı Öncesi Hangi Testler Uygulanır?

     

    Tüp Mide Ameliyatı Olmak İçin Çok Sıra Bekler miyim?

     

    Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Darlık Ne Demektir?

     

    Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Kaçaklar Neden Olur?

     

  • Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi)

    Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi)

    Laparoskopik sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı aşırı şişmanlığın tedavisinde tek başına uygulanan bir yöntem olarak tüm şişmanlık ameliyatlarının %2'sini oluşturmaktadır. ABD'de bu teknik 1988 yılında biliopankreatik diversiyon ameliyatının bir türü olarak geliştirilmiş; İngiltere'de ise Magenstrasse ve Mill prosedürünün bir varyantı olarak ortaya çıkmıştır.

    Son yıllarda şişmanlığın cerrahi tedavisinde alternatif tedavi olarak kabul edilmesinin nedeni; hızlı yapılabilmesi ve hastada daha az incinmeye neden olmasına bağlı olarak hastaların iyi kilo vermesi ve şişmanlığa bağlı yan etkilerin daha hızlı düzelmesidir. Ayrıca eğer gerekirse daha ileri ikinci aşama ameliyatın kolaylıkla yapılabilmesi de önemli bir avantajıdır.

      

    Devamını Oku


     

Çalışma Saatleri

Pazartesi 09:00–18:00
Salı 09:00–18:00
Çarşamba 09:00–18:00
Perşembe 09:00–18:00
Cuma 09:00–18:00
Cumartesi 09:00–14:30
Pazar Kapalı

Muayenehane

Atatürk Bulvarı No: 185 Kat:4
(Rixos Hotel Yanı)
Kavaklıdere-ANKARA


 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
 (+90) 312 431 7779
 (+90) 312 431 7779